Kaynak: Left side of the road, https://michaelharrison.org.uk/2020/05/may-9th-1945-victory-day-in-the-soviet-union-russia/
Giriş Notu:
Kızıl Ordu’nun antifaşist savaş zaferinin 81. Yıldönümü için seçtiğimiz belgeler özellikle günümüz için seçildi. Tarih adı üstünde hem yaşanan olguların kendisi, hem de sonradan yazılanlar için kullanılan bir kavram. Yeni tarih yazımı güncel olaylardan geriye dönülerek yapılıyor. Böylece egemen sınıf kültürünün parçası olarak sürekli tekrarlanan yalanlarla devrimci bilinci köreltmeye çalışıyor. Bunun yeni adı “revizyonist tarih.” Yeni revizyonist tarih yazımında açık antiSovyetik ve antikomünist yön ağır basıyor. Defalarca vurgulandığı gibi, burjuva “muhalefet” safları sınıf özelliği gereği çok geçişken. Bir günün en sert “muhalifi” ertesi gün egemen sınıfın ya da iktidar partisinin en sıkı yandaşına dönüşüyor. “Sol” görünümlü çok sayıda aydının hiç de öyle olmadığı, zaman zaman sağ, hattı aşırı sağla flörtleştiği görülüyor. Elbette tüm oynak siyaset faşizmin yükselişi, yıkılışı ve II. Dünya Savaşı sonrasında ABD-İngiltere ve NATO bloku eliyle yeni faşizm ve aşırı sağın örgütlenmesinin de zemini. 1991 sonrasında hem eski Doğu Bloku ülkelerinde, hem de Batı ülkelerinde 2. Dünya öncesi ve sırasında antifaşist direniş sembollerin yıkılması; faşist işbirlikçi hükümetlerin meşrulaştırılması siyaseti çok basit bir örnek değil. Nazi sembollerinin ortaya çıkışı da öyle. Hatta artık İsrail aşırı sağında dâhil Nazi kavramı tolere edilebilecek bir anı gibi.
Bu yazıda, Hitler’in ölümünden kısa süre sonra Hitler’in kendi atadığı resmi halefi Büyük Amiral Dönitz’in konuşmaları ve Nüremberg duruşmalarında çok az bir ceza alması da aynı şekilde düşündürücü. Yani NAZİZM propagandası açıkça Soğuk Savaş mantığına oturtulmuştu. Şu Büyük Amiral Dönitz’in, yani Hitler’in resmi halefinin Batı Almanya’da siyasi faaliyetlerine devam ederken, 1960’lı yıllarda Türk tarih dergilerinde nasıl göklere çıkarıldığını çoğumuz unuttuk. I. Dünya Savaşı’nda, bir kısmı Osmanlı Ordusu’nda komuta mevkilerindeki Alman subaylarının başında geldiğini hatırlatalım ve savaştan hemen sonra birçoğunun Nazizmin kuruluşu ve yükselişinde baş roller oynadığını hatırlatalım. Bu kişinin anılarının ilk bölümü övgü dolu girişlerle 1 Şubat 1966 tarihli Hayat Tarih Mecmuası’nda yayınlanmaya başladı. Dönitz’in haksız yere ceza aldığını yazan çevirmen Mete Canıtez’in ön açıklamasından alıntı yapalım: “Büyükamiral Dönitz, artık Almanya için bir felaket halini alan harbi durdurdu ve ikinci defa olarak 23 mayıs 1945 tarihinde, harp esiri olarak müttefiklere teslim oldu… harp sanıklarından biri olarak Nürnberg mahkemelerine sevkedildi. Mahkeme, fazlaca hissi bir kararla, harpte bir asker olarak sadece vazifesini yapmış bulunan Büyükamiral Dönitz’i ‘Kayıtsız şartsız denizaltı harbi yapılması emrini vermek suçuyla on yıl iki ay hapse mahkûm etti. Büyükamiral Dönitz bu mahkûmiyetini 1957 yılında tamamlayarak hürriyetine kavuştu.” (Aynı dergide, s. 6; alıntı aynen verilmiştir, vurgu bize ait) Aynı dergilerde Batı’ya kaçan Sovyet ajanlarının komünistlerin ABD’yi nasıl ele geçireceklerine dair dehşet verici itiraflar ve “Dünyada Ne Kadar Yahudi Kaldı?” diye istatistikler yayınlanıyordu. Bunları sık sık hatırlatmak gerekiyor çünkü bu antikomünist ve anti-Sovyetik propaganda bazen “sol literatür”den alınma kavramları da çok rahat kullanabiliyor. Tabii ki o zaman emperyalist savaşlar karşısında kâğıttan şato gibi yıkılan birkaç temel klişe var: “Demokrasi,” “İnsan Hakları,” “Terörizm,” vb. vb. Dönitz’in radyo konuşmaları ve kısa süreli de olsa yeni NAZİ yönetimi çevirimizde yer alıyor. Sadece NAZİZM propagandası için Türkiye’de 1960’lı yıllarda resmi tarihin temsilcilerinin bakış açısına örnek vermek için dergiden alıntı yaptık.


İşte Hitler’in resmi halefi Amiral Dönitz ve Türkiye’deki çevirmenine mektubu
Belgenin ana kısmı, o sırada SSCB’nin ve Enternasyonal Komünist Hareketin lideri Stalin’in iki zafer konuşmasından oluşuyor. Bu zafer konuşması sırasında anti-faşist savaşın Asya cephesinde Japonya rejimi teslim olmuş değildi. Japonya’nın teslim belgesi 2 Eylül 1945 tarihinde imzalandı. Yani II. Dünya Savaşı resmen bu tarihte sona erdi.
9 Mayıs 1945 – KIZIL ORDU’NUN ANTİFAŞİST ZAFERİ
Yayın tarihi: 09/05/2020

Halkın Zaferi – Mikhail Khmelko
Batı Avrupa’nın büyük kısmı, 8 Mayıs’ı İkinci Dünya Savaşı’nın resmen sona erdiği tarih olarak anarken, Sovyetler Birliği’nde Büyük Vatanseverlik Savaşı’nın sona erdiği tarih 1945’ten beri 9 Mayıs’tır. 1991 sonunda, Sovyetler Birliği’nin çöküşü sonrasında aralıklarla kutlamalar yapılmıştı. Ama son yıllarda Putin’in bu zaferden siyasal kazanç elde edilebileceğini anlamasıyla, özellikle Moskova’da zafer kutlamaları büyük bir olay haline geldi. Ancak Nisan ortasında, Covid-19 salgını sırasında planlanan gösteriler iptal edildi. Yoksa normal koşullarda dört kuşaktan yüz binlerce Moskovalı o gün caddeleri dolduracaktı.

Sovyet Askerleri – Berlin – 9 Mayıs 1945
Neden Aynı Savaşın Sona Erdiği Tarihler Farklı?
Nazi güçlerinin yenilgisi artık sadece an meselesi haline gelince, Hitler’in ölümünden sonra Faşist liderlik – çatışmanın son 6 ya da 7 gününde gereksiz yere öldürülenler için ölümcül olan – bir çeşit oyun oynamaya başladı.
Kızıl Ordu, doğudan yoluna çıkan her şeyi ezen bir silindir gibi ilerlerken, İngilizler/ Amerikalılar, vb. de batıdan aynı hızla ilerliyorlardı. Mayıs başlarında sorun faşistlerin ne zaman teslim olacağı değil kime ne zaman teslim olacağıydı. Faşistler, batıdan ilerleyen müttefiklerle müzakere etmeleri halinde kendileri için en iyi anlaşmayı yapma imkânı bulabileceklerini – zaten İngiliz ve Amerikan kapitalizminin Alman faşizminden o kadar uzak olmadığını – biliyorlardı. Bildikleri bir şey daha Sovyetlerin onları derhal geri çevirecekleriydi.

Brandenberg Kapısı üzerinde dalgalanan Sovyet bayrağı, Berlin
Faşistler, Almanya’nın müttefikler arasında nasıl bölüneceğini gösteren bir haritaya bir şekilde ulaşmışlardı. (Ocak 1945’te sona eren Bulge Muharebesi olarak da bilinen Ardennes Taarruzu sırasında belgeler anlaşılmaz bir şekilde Almanların eline geçmişti.) Hitler’in “halef atadığı” bu bilgiye sahip olan Karl Dönitz’in başlıca görevi, savaşı mümkün olduğu kadar çok sayıda Faşistin İngiliz, Amerikan ya da Fransız kuvvetlerinin kontrolü altındaki bölgelere kaçabilecek süreyi kazanmaları için uzatmaktı.
Dönitz’in ideolojisiyle ilgili fikir edinmek için 1945 Mayıs başında ulusal radyo yayınlarından birkaç alıntı verelim.
1 Mayıs’ta, Hitler’in ölüm haberinin yayınlanmasından hemen sonra Dönitz’in sözleri:
“Benim ilk görevim, Almanya’yı ilerleyen Bolşevik düşmanın yıkımından kurtarmaktır. Askeri mücadelenin sürdürülmesi sırf bu amaca hizmet etmek içindir.”
“Almanya”yı mümkün olduğunca çok sayıda Nazi ve Hitlerci olarak okuyalım.
Bu, devlet duyurusu olduğu için söylenen sözler ve niyetler tüm Müttefik komutanlar tarafından biliniyordu. Ayrıca sadık bir Hitler yandaşı Dönitz’in anti-komünist ve anti-Semitist duygularını hiçbir zaman gizlemediğini de ekleyelim. (Dönitz’in bu kimliği o kadar biliniyordu ki normalde paranoyak ve şüpheci olan “Führer” bile onu “kesin halefi” olarak atamıştı.)
(Yeni faşist liderin teslim olmaya yaklaşımının onun açısından ne kadar doğru olduğunu gösteren bir örnek verelim: Nürnberg Duruşmalarında (“sadece emirlere itaat etme” gerekçesi temelinde yaptığı savunmasıyla) sadece 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve 1980’e kadar yaşadı. Oysa batılı müttefiklerle müzakereye gönderilenlerden von Friedeburg intihar ederken, ikisi – Jodl ve Keitel – idam edildi.

Reichstag üzerinde dalgalanan Sovyet bayrağı, Berlin, Mayıs 1945
Çatışmalar kesildikten sonra, 23 Mayıs’a kadar kaldığı (Danimarka sınırındaki) Flensburg’da İngiliz kuvvetleri tarafından tutuklandı. Bu aradaki sürenin uzunluğu, koşulsuz teslim anlaşmasının imzalandığı gün, özellikle Dönitz’in radyodan yaptığı şu konuşmayı göz önüne alan Batılı müttefiklerin Nazilere karşı tutumunu gösterir.
“Yurttaşlar, tarihimizde bin yıl geriye gittik. Bin yıllık Alman toprakları şimdi Rusların eline geçmiştir… [ama] bugünkü askeri çöküşe rağmen halkımız 1918 Almanya’sı halkından farklı. Onlar bölünmemişti. İster başka bir Nasyonal Sosyalizm biçimi yaratmak isteyelim, isterse düşmanın bize dayattığı hayata uyum gösterelim, Nasyonal Sosyalizm’in bize sağladığı birliği her koşulda korumalıyız.”
Şimdi de mümkün olduğunca çok taraftarını kurtarmaya çabalayan Nazilerin entrikalarına ve hem İngiliz hem de Amerikan silahlı kuvvetlerinin üst düzey komutanlarının bu alanda yaptıkları işbirliğine dönelim. Montgomery’nin protokole sarılıp (Faşist elçileri Müttefik Kuvvetler Başkomutanı Eisenhower’a göndermesi) sonra da Eisenhower’ın sınırlar kapatılmadan önce Nazilere 48 saat ek süre vermesi sayesinde, çok sayıda savaş suçlusunun kaçmasına ve daha sonra Batılı Müttefiklerin kontrol edilen bölgelerde refah içinde yaşamasına izin verildi. Bu, Sovyetler ile varılan anlaşmayı kâğıt üzerinde ihlal etmese de kesinlikle anlaşmaların ruhuna aykırıydı. Ama daha ne beklenebilirdi ki?
Tüm o zaman kaybı, dönen dolaplar ve kararsızlıklardan sonra ilk koşulsuz teslim belgesi Reims’ta 7 Mayıs’ta imzalandı. Ne var ki, çok büyük ve öfkeli bir Kızıl Ordu doğudan yaklaşıyor ve Stalin’in ısrarıyla, nihai teslim anlaşmasının Kızıl Ordu’nun Almanya’daki Komutanı Mareşal Jukov’un huzurunda imzalanması gerekiyordu.
O koşulsuz teslim anlaşması, 8 Mayıs’ta Orta Avrupa Saati ile gece yarısından hemen önce imzalandı; Moskova’da ise tarihler 9 Mayıs’ı gösteriyordu. İşte tarih farkı buradan kaynaklanmıştı.
Moskova’daki kutlamalar
Almanların teslim olduğu haberinin radyodan Sovyet saatiyle 02.00 gibi yayınlanmasıyla çok geçmeden kalabalıklar Kızıl Meydan’da toplanmaya başladı. Büyük Vatanseverlik Savaşı’nın sona ermesi haberine Sovyetler Birliği yurttaşlarının tepkisini gösteren resimler çok ender yayınlandı. Buna rağmen o gün Kızıl Meydan, Londra’daki Trafalgar Meydanı ya da New York’taki Time Meydanı kadar doluydu.

Anavatan için, Stalin için – 9 Mayıs 1945

Kızıl Meydan – 9 Mayıs 1945

Kızıl Meydan – 9 Mayıs 1945
9 Mayıs günü sabahın erken saatlerinde Yoldaş Stalin aşağıdaki Günlük Emri yayınladı:
GÜNLÜK EMİR, No. 369, 9 MAYIS 1945.
Kızıl Ordu ve Kızıl Donanma’ya,
8 Mayıs 1945’te, Berlin’de, Alman Başkomutanlığı temsilcileri Alman silahlı kuvvetlerinin koşulsuz teslim belgesini imzaladılar.
Sovyet halkının Alman-faşist işgalcilere karşı yürüttüğü Büyük Vatanseverlik Savaşı zaferle sonuçlandı. Almanya tam bir bozguna uğratıldı.
Yoldaşlar, Kızıl Ordu askerleri, Kızıl Donanma askerleri, çavuşlar, astsubaylar, kara ve deniz subayları, generaller, amiraller ve mareşaller; Büyük Vatanseverlik Savaşı’nın zaferle sonuçlanması karşısında sizi kutluyorum.
Almanya’ya karşı kazandığımız tam zaferi kutlamak üzere, bugün, 9 Mayıs, zafer günü, (Moskova saatiyle) saat 22.00’de Anavatanımızın başkenti Moskova’da, Anavatan adına bu parlak zaferi kazanan kahraman Kızıl Ordu askerleri, Donanma gemileri ve birliklerini selamlamak için bin toptan otuz pare top atışı yapılacaktır.
Anavatanımızın özgürlüğü ve bağımsızlığı için savaşırken şehit düşen kahramanların anısına!
Yaşasın muzaffer Kızıl Ordu ve Kızıl Donanma!
J. STALİN
Başkomutan, Sovyetler Birliği Mareşali
Moskova

Büyük Vatanseverlik Savaşı’nın son ermesi, 9 Mayıs 1945’te Moskova’da
Kızıl Meydan’da kutlandı
Joseph Stalin’in Zafer Konuşması
9 Mayıs 1945’te (Moskova saatiyle) 20.00’de Moskova’da yayınlandı
YOLDAŞLAR! Erkek ve kadın yurttaşlar!
Almanya karşısında büyük zafer günü geldi. Kızıl Ordu ve Müttefiklerimizin askerleri tarafından diz çöktürülen faşist Almanya yenilgiyi kabul ederek, koşulsuz teslim olduğunu ilan etti.
7 Mayıs’ta Reims şehrinde ön teslim protokolü imzalandı. 8 Mayıs’ta Alman Başkomutanlığı temsilcileri, Müttefik kuvvetlerin Başkomutanlığı ve Sovyetler Birliği Başkomutanlığı temsilcilerinin huzurunda Berlin’de 8 Mayıs saat 24.00’te yürürlüğe girecek nihai teslim anlaşmasını imzaladılar.
Paktları ve antlaşmaları boş kâğıt parçaları olarak gören Alman liderlerinin aç kurtları andıran adetlerinin farkında olduğumuz için hiçbir nedenle sözlerine güvenemeyiz. Ama bu sabah teslim anlaşması uyarınca Alman askerleri silah bırakarak, birliklerimize toplu olarak teslim olmaya başladılar. Anlaşma artık boş bir kâğıt parçası değil Alman silahlı kuvvetlerinin fiilen teslim oluşudur. Çekoslovakya’nın bir kesiminde, bir grup Alman askerinin hâlâ teslim olmaktan kaçındığı doğru. Ama Kızıl Ordu’nun onların aklını başına getireceğine güveniyorum.
Şimdi bu tarihi günde Almanya’nın nihai yenilgisini, halkımızın Alman emperyalizmi karşısındaki büyük zaferini kesinlikle ifade edebiliriz.
Anavatanımızın özgürlük ve bağımsızlığı uğruna yaptığımız büyük fedakârlıklar, halkımızın savaş boyunca yaşadığı sayısız yokluk ve acılar, cephede ve cephe gerisinde anavatanın hizmetinde yoğun çalışmalar boşa gitmemiş ve düşman karşısındaki tam zaferimizle taçlandırılmıştır. Slav halklarının var oluş ve bağımsızlık için verdikleri asırlık mücadele, Alman işgalcileri ve Alman tiranlığı karşısında zaferle sonuçlandı.
Artık halkların özgürlüğü ve halklar arası barışın büyük sancağı Avrupa üzerinde dalgalanacaktır.
Üç yıl önce, Hitler herkese hedeflerinin Sovyetler Birliği’ni parçalamak ve Kafkasya, Ukrayna, Beyaz Rusya, Baltık ülkeleri ve diğer bölgeleri ondan koparmak olduğunu ilan etmişti. Dobra dobra “Rusya’yı yok edeceğiz; böylece bir daha hiç ayağa kalkamayacak” diye ilan etmişti. Bu üç yıl önceydi. Ne var ki, çılgın fikirlerinin gerçekleşmesi Hitler’in kader planında yokmuş; savaşın seyriyle bu fikirler silinip gitti. Aslında Hitlercilerin hezeyanlarının tam tersi gerçekleşti. Almanya tamamen yenildi. Alman askerleri teslim oluyorlar. Sovyetler Birliği, Almanya’yı parçalamak ya da yok etmek niyetinde olmamasına rağmen Zaferi kutluyor.
Yoldaşlar! Büyük Vatanseverlik Savaşı bizim tam zaferimizle sona erdi. Avrupa’da savaş dönemi sona erdi. Barışçıl kalkınma dönemi başladı.
Sevgili erkek ve kadın yurttaşlarım! Zaferinizi kutluyorum,
Anavatanımızın bağımsızlığını koruyan ve düşman karşısında zaferi kazanan kahraman Kızıl Ordumuzu onurlandıralım!
Büyük halkımızı, muzaffer halkımızı onurlandıralım!
Düşmana karşı mücadelede şehit düşen, halkımızın özgürlük ve mutluluğu için canlarını feda eden kahramanları sonsuz onurlandıralım!


